BİR YEREL PAZAR ÖRNEĞİ: SELEMEN KIR PAZARI
Yard. Doç. Dr. Filiz BALOĞLU (İstanbul Üni. İktisat Fak. İktisat Sosyolojisi)
GİRİŞ
Dünyanın küreselleşerek birleştiği ve tek bir alan haline geldiği herkes tarafından sık sık söylenmektedir. Küreselleşme bir yandan bazı değerleri aynılaştırmasına rağmen; diğer yandan bugüne kadar fark edilemeyen yerel olan pek çok değerin önemini öne çıkarmaktadır. Böylece yerel kültürel olanı daha rahat yansıtabilmektedir. Kısacası bu çalışmanın amacı, ekonomi ile toplum arasındaki ilişkinin yoğunlaştığı bir yerel pazarı tanıtmak, Selemen Kır Pazarı.nın özelliklerinden ve bu tür pazarların yöreye olan katkılarından bahsetmektir.
Tarihi geçmişi çok eski olan köylü pazarları incelenirken genelde iki temel yaklaşımdan söz etmek mümkündür. Bunlardan birincisi neoklasik ekonominin tam rekabet piyasasının gerçek hayata en yakın kurumu, ikincisi ise; modern ekonomik analizin etkinlik alanından kaçmak için içinde bulunduğu sosyo-kültürel şartların içinden çıkarılan bir kurumdur. Bu görüş farklılıkları ekonomi antropologlarını formalist ve substantivist olarak ikiye ayırmıştır. Fakat bazı gelişmelerle bu iki grup arasındaki zıtlık yumuşatılmaya çalışılmıştır. Ülkemizdeki pazarlar incelendiğinde de her iki yaklaşıma da ihtiyaç duyulduğu açıktır. Şimdi yerel pazarlardan biri olan Selemen kır Pazarı.nı tanıtalım.
Bu makale Türk Dünyası Araştırmakları Vakfı, Tarih Dergisi, Istanbul Ekim 2000.nde yayınlanmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 1 Clifford Geertz, .The Bazaar Economy: Information and Search in Peasant Marketing., The Sociology of Economic Life, (ed.) Mark Granovetter and Richard Swedberg, Westview Press, San Francisco, 1992, s.225.
SELEMEN KIR PAZARI
Türkiye.nin pek çok yerinde kurulan yerel pazarlardan biri olan Selemen Kır Pazarı Tokat.ın Reşadiye ilçesinde Selemen Yaylası.nda kurulmaktadır. Genellikle bu tür pazarlar oldukça eski bir tarihe ve belli bir sebebe dayanarak kurulmaktadır. Kısacası ülkemizin bir çok yöresinde rastlayabileceğimiz bu tür pazarlar aynı zamanda tarihi bir anlam taşımaktadır. Yaptığımız görüşmelerden aldığımız bilgilere göre; Yavuz Sultan Selim Çaldıran seferine giderken otağını Selemen.de kurmuştur. Bu sefer sırasında burada Cuma namazı da kılmıştır. Bu sebeple Selemen Kır Pazarı.nın en az yüz seneden beri her Cuma günü bu Yayla.da kurulduğu söylenmektedir. Böylece bu çevrede kurulan pazarın tarihi bir özelliğe sahip olduğunu söylemek mümkündür.
Karadeniz.de kurulan bir çok yayla pazarı gibi bu Pazar da coğrafi olarak yayla üzerindedir. Yayla çevredeki köylerin tam ortasında yer almaktadır. Pazara alıcı ve satıcılar, Tokat.ın civar köyleriyle, Ordu.nun bu Yayla.ya yakın bölgelerinden gelmektedir. Selemen Kır Pazarı sürekli bir pazar niteliğinde değildir, sadece haftada bir gün, Cuma günleri kurulmaktadır. Köylere yürüme mesafesinde bir alış-veriş yeri bulunmadığından pazarın periyodik bir nitelik taşıması yöre halkı için pazarın fonksiyonelliğini artırmaktadır. Pazarın Cuma günü kurulması başta da belirttiğimiz gibi bir bakıma tarihi olarak belirlenmiştir. Sabahın erken saatlerinden itibaren üretici/satıcılar mallarını pazara getirmeye başlarlar. Pazarda yerleşim yerleri diğer pazarlarda olduğu gibi sabittir. Her Cuma herkes kendi yerinde tezgahını açar. Tezgahların veya satıcıların yerleşimi açısından bir gruplaşma söz konusu değildir. Her türlü malı satanlar karışık olarak tezgahlarını kurarlar. Çevre köylerde yaşayan insanlar da saat 6.00 civarında pazara alış-veriş etmeye gelirler. Erken denilebilecek bir saatte de, 9.00-10.00.da alış-verişlerini bitirirler. Bu alış-veriş genellikle bir haftalık yiyecek türü maddeleriyle ağırlıklı olur. Pazarda mallar heterojendir. Gıdadan mutfak eşyasına, tuhafiye ürünlerinden giyime kadar her türlü mal bulmak mümkündür. Hemen her tezgahta farklı bir ihtiyacı karşılama imkanı bulunur. Ancak pazarın ağırlığı gıda ürünlerindedir. Burada satılan mallar açısından oldukça yoğun bir işbölümü görülür ki; örneğin neredeyse peynir satan kimse yoğurt satmaz. Çoğunlukla gıda satıcıları aynı zamanda üretici durumundadırlar. Bu pazar açısından göze çarpan bir başka davranış biçimi de alış-veriş sırasında bir pazarlığın söz konusu olmasıdır. Özellikle yarı dayanıklı tüketim mallar için daha fazla pazarlığın yapıldığı gözlenir. Çünkü gıda türü mallarda aşağı-yukarı fiyatlar bellidir. Ancak bazı üretici-satıcıların mallarının fiyatları diğerlerine göre daha yüksek olduğu gözlenebilir. Burada da her pazarda olduğu gibi kalite farkından kaynaklanan fiyat farklılıkları söz konusudur. Bu durum pazarın alıcı ve satıcılarının sürekli olması sebebiyle iki tarafın da kabullendiği bir durumdur. Ayrıca yapılan görüşmelerde, gıda ürünlerinde temizlik faktörünün ön plana çıktığı anlaşılmaktadır: .Neden daha pahalı olan ürünü seçersiniz?. sorusuna .pahalı satar ama çok temiz insanlardır. diye cevap verilmiştir. Yine daha çok yerel pazarlarda rastlanan bir özellik olarak, belli satıcıların belli alıcıları veya belli alıcıların belli satıcıları vardır. Hatta bir sonraki hafta için siparişler alınır. Genelde satıcıların sermayeleri fazla olmadığı için bu arzu edilen bir durumdur. Yörede her Cuma bir şenlik havasında geçmektedir. Yöre halkı hem ekonomik ihtiyaçlarını hem de sosyal ihtiyaçlarını burada giderir. Amaç sadece alış-veriş olmadığından genellikle bütün aile fertleri pazara beraber gelirler. Dolayısıyla Pazar sosyal ilişkilerin yaşandığı bir karşılaşma-toplanma alanı vazifesi de görür. Bu sebeple Pazar erken saatlerde kurulup, alış-veriş de erken saatlerde bitirilir. Günün kalan kısmı akrabalarla, arkadaşlarla sohbete ayrılır. Ayrıca hem aile fertleri hem de arkadaşlarla birlikte Cuma günleri öğle yemekleri genellikle pazarda yenir. Pazarın tek hizmet üreticisi olan kebapçılar alınan siparişlere göre halka hazır yemek yeme imkanı sunmaktadırlar. Diğer satıcılardan ayrı bir mekanda bulunan kurdukları küçük çadırlar içinde müşteriye hizmet sunarlar. Yine Pazarın Cuma günü kurulması sebebiyle, her köyde camii olmasına rağmen, Cuma namazları Yayla.da bulunan Pazar camiine gelirler. Ayrıca son yıllarda aynı mekanda ve Ağustos ayında .Demircili Kasabası Yavuz Sultan Selim Han Selemen Şenlikleri. adında bir şenlik düzenlenmektedir. Şenliğe adını veren kasabalıların %90.ı dış ülkelere göç etmiş durumdadır. Zaten bütün bölgede sosyal hareketlilik oldukça fazladır. Bölge nüfusu kırdan kente göç sebebiyle de kış aylarında çok büyük bir düşüş kaydetmektedir. Bu sebeple bu pazar yaz aylarında daha bir hareketlilik kazanmaktadır. Şenliğin Ağustosta yapılmasının sebebi ise gurbetçilerin daha çok bu ayda tatile çıkabilmeleridir. Gerek yurt dışında gerekse yurt içinde çalışanlar, yaz aylarında hem aile büyükleri ziyaret etmeye hem de kışlık bazı erzaklarını temin etmeye köylerine gelirler. Son zamanlarda göç edenlerin köylerinde kendi evlerini inşa ettikleri söylenmektedir. Böylece köy evleri bir yazlık niteliğine kavuşmuştur. Bu kişiler çalıştıkları şehir ve ülkelerdeki arkadaş çevrelerini de buraya davet etmektedirler. Bu durum kanaatimize göre hem konumuz açısından pazarın daha geniş kitlelerle tanışmasını hem de köy turizminin gelişimini sağlamaktadır. Özellikle yurt dışında çalışanlar hem zihniyet değişiminde etkili olmakta hem de talepleriyle ekonomik olarak pazara bir canlılık kazandırmaktadırlar. Düzenlenen şenlik de yukarıda belirttiğimiz her iki amacı gerçekleştirmeyi teşvik eder niteliktedir. Şenlik sabahın erken saatlerinde yine alış-verişle başlamaktadır. Gün boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilir. Yörenin yetiştirdiği sanatçılar halkın isteklerine de yer vererek konserler verirler. Bizim bulunduğumuz şenlik sırasında, dağ temasının işlendiği türkülerin yoğun istek alması dikkatimizi çekti. Kanaatimizce dağın hem zorlu bir coğrafi alan olması hem de kavuşamama, özlem gibi temaları yansıtması bunda rol oynamış olabilir. Bu tür şenlikler hem yöre halkının eğlence ihtiyacını karşılamakta hem de yörenin kültürel zenginliklerinin ortaya çıkması için fırsat yaratılmaktadır. Görüldüğü gibi bu tür pazarlar kır bölgelerinde oldukça önem taşımaktadır. Bu sebeple şimdi bu tür pazarların ekonomik yönü, sosyal ilişkiler ağında aldığı yer ve kültürel olarak önemine değinmeye çalışalım.
YEREL PAZARLARIN DOGURDUGU EKONOMIK VE SOSYAL SONUÇLARI
Çalışmamızın başında da belirttiğimiz gibi bu tür pazarlar ekonomi ile tarihin birleştiği alanlardır. Yerel pazarlar ekonomide market, pazar kavramının ilk oluşturulduğu yer olarak nitelendirilebilir. Bunlar pek çok yerde kır pazarı, köylü pazarı veya köy pazarı gibi değişik adlar altında toplanabilmektedir. Bu pazarların uzantısı olarak, Türkiye.nin bir çok ilinde gerçekleştirilen festivaller de yıllık pazar anlayışının bir başka boyutunu yansıtmaktadır. Ülkemizin bir çok bölgesinde Urfa Sipahi Pazarı gibi geleneksel ekonomik sistemin hakim olduğu pazarlara rastlanmaktadır. Geleneksel haftalık veya yıllık pazarlar da, özellikle son yıllarda yoğunlaşan festivaller de yöre ekonomilerine katkıda bulunmaya yönelik, kalkınmada rol oynayan ekonomik kurumlardır. Bugün piyasaların daha çok günlük oluşmasına karşın, geleneksel piyasa biçimi örneğine konu olan çalışmamızda, Selemen Kır Pazarı haftalık pazarlardandır. Haftalık veya yıllık pazarlar ile fuarların temel fonksiyonu, alıcı ve satıcıyı bir araya getirerek, piyasada şeffaflığı artırmak, mala uygun fiyat oluşumunu mümkün kılmaktadır. Haftalık veya yıllık pazarlar orta çağda da vardır ve şehirsel gelişme ile birlikte ortaya çıkmışlardır2. Türk.lerde Pazar kurma geleneğinin çok eskilere dayandığı görülmektedir. Ünlü tarihçi Prof.Dr.Faruk Sümer Kayseri ilinin Pazarören kasabasında Yabanlu Pazarı.nın 700 yıl önce kurulduğunu belirtmektedir. Her yıl baharın başında kırk gün süren ve her türlü malın alınıp satıldığı bu Pazar, devrin en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir3. Yıllık pazarlar günümüzdeki fuarların öncüleridir. Ancak yerel pazarları, sadece alıcı ve satıcıların karşılaştığı, fiyatların belirlendiği ekonomik bir kurum olarak görmek mümkün değildir. Aksine yerel pazarlar, yörenin kültüründe ve sosyal ilişkilerinde etkili olan bir kurumdur. Bu açıdan yerel pazarları incelerken ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarını ele almak gerekmektedir.
2 Hüsnü Erkan, Sosyal Piyasa Ekonomisi, İzmir 1987, s.98.
3 Faruk Sümer, Yabanlu Pazarı, İstanbul 1985.
Yerel Pazarların Ekonomik Yönü
Evde üretilen malların pazarda satışa çıkarılması ile oluşan yerel pazarlar en basit haliyle toplumun temel tüketim ihtiyaçlarının karşılandığı alanlardır. Daha önce de belirttiğimiz gibi daha çok gıda ihtiyaçları bu pazarlarda hakim mallar olarak görülür. Bu haliyle mallar sadece ihtiyaç saiki ile alınırlar. Bu köylerde genellikle üretim ve tüketim içiçedir. Pazarların ortaya çıkış şekilleri çok çeşitlidir. Herhangi bir mala olan talebin ortaya çıkmasıyla o malın piyasası oluşmaktadır. Bu küçük pazarlarda da alıcı ve satıcının uyduğu alış-veriş kuralları mevcuttur. Bu pazarlar ihtiyaca uygun olarak yönlendirilir, genişler veya daralır. Genel kabul görmüş davranış biçimleri geçerlidir. Özellikle pazarlardan daha fazla nüfusun yararlanması pazarların hem mal çeşitliliği yönünden hem de hem de mal miktarı yönünden genişlemesine sebep olabilmektedir. Ayrıca dışarıya verilen göç bir yandan aşağıda değineceğimiz gibi bölge insanının zihniyetine etki ederken diğer yandan pazarlarda satılan yerel malların çeşitlenmesine, talebin artmasına sebep olmaktadır. Bu pazarlarda ekonominin temel bazı kuralları işler: satıcılar karlarını maksimize etmeye çalışırken, tüketiciler faydalarını maksimize etmeye çalışırlar. Fiyatlar arz ve taleple ilişkilidir. Ayrıca tıpkı diğer pazarlarda olduğu gibi sermaye, çalışkanlık, hüner yanında şans önemli rol oynar. Aslında civar yerleşim birimlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan yerel pazarların varlığı ve bunların kuvvetlenmesi bölge halkının ekonomik refahlarında bir artış sağlayabilir. Yerel üretimin gelişmesi yöre halkının başarı sağlaması söz konusu olabilir. Yerelin desteklenmesi aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için gereklidir. Yerel pazarlar sanayileşmeyle ortaya çıkan kitle üretimine çeşitlilik kazandırabilir. Bir ülkedeki bireylerin kendi yörelerinde ürettikleri ile hem ülke ekonomisine hem de yöre ekonomisine katkıda bulunması bu manada büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu tür pazarlarda özellikle yöreye ait bir veya birkaç ürünün geliştirilmesi, yörenin ekonomik kalkınmasına büyük katkıda bulunabilir. Ayrıca kır kesiminde kadının daha üretken olduğu bilinen bir gerçektir. Yerel pazarlarda da ev üretimi yapılan gıda maddeleri yanında yöreye has ürünlerin (halı, kilim veya el işi gibi) üretilmesi yine kadınların daha ağırlıkla üstlenebildiği işlerdir. Bu açıdan bakıldığında kadınların geleneksel ürünlerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi açısından daha başarılı olduğu ve kır hayatında kadının ekonomik hayata katılımının daha etkin hale geldiği söylenebilir.Türkiye.de kırda üretilen bazı ürünlerin turistik sınıfına girdiği görülmektedir. Bunun en bilinen örneğinin şile bezleri oluşturmaktadır. Bizim ele aldığımız yörede ise çoğunluğun sadece çay olarak mutfaklarında bulundurduğu kuşburnu bitkisinin değişik bir kullanımına rastlanmaktadır. Zorlu bir uğraştan sonra marmelat haline getirilen kuşburnu, bu bölgede yetiştirilmesi için fazla bir emek sarfedilmediği halde bol miktarda bulunmaktadır. Ev endüstrisi içinde geleneksel olarak üretilen kuşburnu marmelatı mevsiminde Selemen Kır Pazarı.nda da satılmaktadır. Bu haliyle yöre halkının ihtiyacını karşılaması ve bölgeye küçük bir yan gelir sağlaması ötesinde fazla önemi olmayan bu marmelatın tanıtılması ve doğal haliyle piyasaya yönelik üretimin yapılması yöre kalkınması açısından yararlı olur kanaatindeyiz.
Sosyal İlişkiler Agının Gelişmesi
Bütün ekonomik ilişkiler aynı zamanda birer sosyal ilişki olduğuna göre, bu tür pazarlarda da malların üretim ve tüketimleri etrafında oluşan farklı bir sosyal ilişkiler ağı söz konusudur. Özellikle günümüzde sanayileşmenin ardından oluşan büyük pazarlar, insan ilişkilerini zayıflatırken bu tip pazarlar Selemen Kır Pazarı örneğinde de değindiğimiz gibi sosyal ilişkilerin yoğunlaştığı yerler olarak göze çarpmaktadır. İnsanlar alış-veriş sırasında satıcı-üretici olan yöre halkından olduğu için, onlarla doğrudan konuşabilme ve pazarın devamlı şekillenmesi açısından yeni ürünleri talep edebilme imkanına sahip olabilmektedirler. Köyler bilindiği gibi cemaatçi toplum özelliği göstermektedir. Bu tür toplumlar benzerliklerin hakim olduğu (homojen), herkesin birbirini tanıdığı ve akrabalığın son derece önemli olduğu toplumlardır. Bireylerin sosyal ilişkilerini genişletebileceği alanlar sınırlıdır. Bu bakımdan kır kesiminde pazarlar aynı zamanda sosyalleşme yeridir. Aslında bu pazarlar özellikle bireylerin birincil ilişkilerin yoğun yaşandığı alanlardan çıkıp ikincil ilişkilerin yaşanabileceği alanlardır. Bireyler günlük hayatın monoton işlerinden sıyrılıp çevre halkıyla karşılaşma, mevcut olan kamusal alanla tanışma imkanına elde eder. Bu durum arkadaşlıktan evlenmeye kadar bireylerin tüm sosyal ilişkilerinde etkili olur. Sosyal ilişkiler ağının gelişiminde göç, dış ülkelerde veya büyük kentlerde istihdam gibi faktörlerin etkili olabilmektedir. Büyük şehirlerde çalışan bireylerin köyün sosyal yapısında bir hareketlilik sağlamakta ve sosyal ilişkileri çeşitlendirmektedir. Böylece dışa kapalı olan köydeki bireylerin bu kapalılıktan ve durağanlıktan kurtulabilmesi için bir yol açılabilir. Bu da yerel pazarların geliştirilmesinde ve daha dinamik olmasında etkili olabilmektedir. Bu tür alanlarda karşılaşılabilecek bir başka sosyal ilişki biçimi de yöreye gelen turistlerle-satıcılar-yöre halkı arasındaki yakınlaşmadır. Bu yakınlaşma aynı zamanda yöre turizmini ekonomik olarak kalkındırırken, bu pazarlarda yöreye ait malları talep etmeleriyle pazarın şekillenmesinde ve genişlemesinde rol oynamaktadırlar.
Kültürün Tüketimi
Ekonomi toplumların sahip olduğu sosyal normlarla, örf ve adetlere göre şekillenir. Nitekim bu tip küçük pazarlar da güçlü bir kültürün hakimiyetine ve varlığına rastlamak mümkündür. Ancak burada kültürün hem maddi hem de manevi yönünün dikkate alınması gerekir. Cemaatçi toplumlar dışa kapalı bir özellik gösterdiğinden geleneklerini yaşatma ve sürdürme arzusu kuvvetlidir. İşte bu bakımdan bölgede sürekli yaşayan bireyler bölgenin örf ve adetlerini koruyarak kültürünün devam etmesine yardımcı olmaktadır. Çeşitli sebeplerle bölge dışında yaşayan bireyler ise her yıl düzenli olarak doğup büyüdükleri bölgeye gelerek bir canlılık getirmektedirler. Asıl burada önemli olan her iki tarafın zihniyetinin çatışmadan bir arada bulunmasıdır. Bu ise kültürün gelişmesine ve tüketilmesine yardımcı olmaktadır. İşte maddi anlamda kültürün üretilmesi ve tüketilmesi, bu çeşit kültürel anlam taşıyan faaliyetlerin devamı ile sağlanabilir. Çünkü pazarlar kültür ve ekonominin içiçe geçtiği alanlardır. Sadece ürünlerle ilgili kültürel değerlerin değil aynı zamanda bu pazarlar sırasında uygulanan ritüeller haline gelmiş sözgelimi; satıcı ile alıcı arasında pazarlık etme alışkanlığı, satıcılar arasında dahi dayanışması ve samimiyet gibi davranış biçimlerinin devamını da sağlar. Ayrıca bazı yörelerde pazarın eğlence yönünü yansıtan güreş, cirit, deve güreşi gibi geleneksel bazı yarış ve oyunları da gözlemek mümkündür Bir yandan Avrupa.ya entegre olma süreci içinde büyük marketler zincirleri kurulurken diğer yandan kültürel özellikler taşıyan böyle pazarlar önem kazanmak zorundadır. Az gelişmiş yöreler için bir çıkış kapısı olan kültür turizmi, yerli ve özellikle yabancı turistler için de farklı bir kültürün hissedilmesi ve yaşanması bakımından bir ortam oluşturacaktır. O halde bölgenin kalkınmasını gerçekleştirilebilmesi için tarihi, kültürel, sosyal ve turistik her türlü imkan değerlendirilmelidir. Bu bölge insanlarının düşünce yapısı değiştikçe az gelişmiş yörelerin kalkınması daha da hızlanacaktır. Eğer bir gün büyük kentlerden tersine bir göç yaşanırsa, bunun etkisi insan faktörü sayesinde bu tür pazarların bölge kalkınmasındaki rolü olumlu olacaktır.
_______________________________________________________________________
KAYNAKÇA
ERKAN, Hüsnü, Sosyal Piyasa Ekonomisi, Alper Matbaası, İzmir 1987.
GEERTZ, Clifford .The Bazaar Economy: Information and Search in Peasant Marketing., The Sociology of Economic Life, (ed.) Mark Granovetter and Richard Swedberg, Westview Press, San Francisco, 1992.
SÜMER Faruk, Yabanlu Pazarı, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını:14 İstanbul 1985.