BİR YEREL PAZAR ÖRNEĞİ:   SELEMEN KIR PAZARI

 

Yard. Doç. Dr. Filiz BALOĞLU (İstanbul Üni. İktisat Fak. İktisat Sosyolojisi)

 

 

 

GİRİŞ

 

Dünyanın  küreselleşerek    birleştiği  ve  tek  bir  alan  haline  geldiği  herkes tarafından  sık sık  söylenmektedir.  Küreselleşme  bir  yandan  bazı değerleri aynılaştırmasına  rağmen;  diğer  yandan  bugüne  kadar  fark  edilemeyen  yerel olan  pek  çok  değerin  önemini  öne  çıkarmaktadır.  Böylece  yerel  kültürel  olanı daha  rahat  yansıtabilmektedir.  Kısacası  bu  çalışmanın  amacı,  ekonomi  ile toplum  arasındaki  ilişkinin yoğunlaştığı  bir  yerel  pazarı  tanıtmak,  Selemen  Kır Pazarı.nın  özelliklerinden  ve  bu  tür  pazarların  yöreye  olan  katkılarından bahsetmektir. 

Tarihi geçmişi çok eski olan köylü pazarları incelenirken genelde iki temel yaklaşımdan söz etmek  mümkündür. Bunlardan birincisi neoklasik ekonominin tam  rekabet  piyasasının  gerçek  hayata  en  yakın  kurumu,  ikincisi  ise;  modern ekonomik  analizin  etkinlik  alanından  kaçmak  için  içinde  bulunduğu  sosyo-kültürel  şartların  içinden  çıkarılan  bir  kurumdur.  Bu  görüş  farklılıkları  ekonomi antropologlarını  formalist  ve substantivist  olarak  ikiye  ayırmıştır.  Fakat  bazı gelişmelerle  bu  iki  grup  arasındaki  zıtlık  yumuşatılmaya  çalışılmıştır. Ülkemizdeki pazarlar incelendiğinde de her iki yaklaşıma da ihtiyaç duyulduğu açıktır. Şimdi yerel pazarlardan biri olan Selemen kır Pazarı.nı tanıtalım.  

 

                                                       

Bu makale Türk Dünyası Araştırmakları Vakfı, Tarih Dergisi,  Istanbul Ekim 2000.nde yayınlanmıştır.  İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 1 Clifford Geertz, .The Bazaar Economy: Information and Search in Peasant Marketing., The Sociology of Economic Life, (ed.) Mark Granovetter and Richard Swedberg, Westview Press, San Francisco, 1992, s.225.

 

 

SELEMEN KIR PAZARI

 

Türkiye.nin  pek  çok  yerinde  kurulan  yerel  pazarlardan  biri  olan  Selemen Kır Pazarı Tokat.ın Reşadiye ilçesinde Selemen Yaylası.nda kurulmaktadır.  Genellikle  bu  tür  pazarlar  oldukça  eski  bir  tarihe  ve  belli  bir  sebebe dayanarak  kurulmaktadır.  Kısacası  ülkemizin  bir  çok  yöresinde rastlayabileceğimiz bu tür pazarlar aynı zamanda tarihi bir anlam taşımaktadır. Yaptığımız  görüşmelerden aldığımız  bilgilere  göre;  Yavuz Sultan  Selim Çaldıran  seferine  giderken  otağını  Selemen.de  kurmuştur.  Bu  sefer  sırasında burada Cuma namazı  da  kılmıştır.  Bu  sebeple Selemen Kır   Pazarı.nın en az yüz  seneden  beri  her  Cuma  günü  bu  Yayla.da  kurulduğu  söylenmektedir. Böylece bu çevrede kurulan pazarın tarihi bir özelliğe sahip olduğunu söylemek mümkündür. 

Karadeniz.de kurulan bir çok yayla pazarı gibi bu Pazar da coğrafi olarak yayla  üzerindedir.  Yayla  çevredeki  köylerin  tam  ortasında  yer  almaktadır. Pazara alıcı ve satıcılar,  Tokat.ın civar köyleriyle, Ordu.nun  bu Yayla.ya yakın bölgelerinden gelmektedir.  Selemen Kır Pazarı sürekli bir pazar niteliğinde değildir, sadece haftada bir gün,  Cuma  günleri  kurulmaktadır.  Köylere  yürüme  mesafesinde  bir  alış-veriş yeri  bulunmadığından  pazarın  periyodik  bir  nitelik  taşıması  yöre  halkı  için pazarın fonksiyonelliğini artırmaktadır. Pazarın Cuma günü kurulması başta da belirttiğimiz gibi bir bakıma tarihi olarak belirlenmiştir.  Sabahın  erken  saatlerinden  itibaren  üretici/satıcılar mallarını  pazara getirmeye  başlarlar.  Pazarda  yerleşim  yerleri  diğer  pazarlarda  olduğu gibi sabittir.  Her  Cuma  herkes  kendi  yerinde  tezgahını  açar.  Tezgahların  veya satıcıların yerleşimi açısından bir gruplaşma söz konusu değildir. Her türlü malı satanlar karışık olarak tezgahlarını kurarlar.  Çevre köylerde yaşayan insanlar da saat 6.00 civarında pazara alış-veriş etmeye gelirler. Erken denilebilecek bir saatte de, 9.00-10.00.da alış-verişlerini bitirirler.  Bu  alış-veriş  genellikle  bir  haftalık  yiyecek  türü  maddeleriyle  ağırlıklı olur.  Pazarda  mallar  heterojendir.  Gıdadan  mutfak  eşyasına,  tuhafiye ürünlerinden  giyime  kadar  her  türlü  mal  bulmak  mümkündür.  Hemen  her tezgahta farklı bir ihtiyacı karşılama imkanı bulunur. Ancak pazarın ağırlığı gıda ürünlerindedir.  Burada  satılan  mallar  açısından  oldukça  yoğun  bir  işbölümü  görülür  ki; örneğin neredeyse peynir satan kimse yoğurt satmaz. Çoğunlukla gıda satıcıları aynı zamanda üretici durumundadırlar. Bu  pazar  açısından  göze  çarpan  bir  başka  davranış  biçimi  de  alış-veriş sırasında  bir  pazarlığın  söz  konusu  olmasıdır. Özellikle yarı  dayanıklı  tüketim mallar  için  daha  fazla  pazarlığın  yapıldığı  gözlenir.  Çünkü  gıda  türü  mallarda aşağı-yukarı  fiyatlar  bellidir.  Ancak  bazı  üretici-satıcıların  mallarının  fiyatları diğerlerine  göre  daha  yüksek  olduğu  gözlenebilir.  Burada  da  her  pazarda olduğu gibi kalite farkından  kaynaklanan  fiyat  farklılıkları  söz  konusudur.  Bu durum  pazarın  alıcı  ve  satıcılarının  sürekli  olması  sebebiyle  iki  tarafın  da kabullendiği  bir  durumdur.  Ayrıca  yapılan  görüşmelerde,    gıda  ürünlerinde temizlik  faktörünün  ön  plana  çıktığı  anlaşılmaktadır:  .Neden  daha  pahalı olan ürünü  seçersiniz?.  sorusuna  .pahalı  satar  ama  çok  temiz  insanlardır.  diye cevap verilmiştir. Yine daha çok yerel pazarlarda rastlanan bir özellik olarak, belli satıcıların belli alıcıları veya belli alıcıların belli satıcıları vardır. Hatta bir sonraki hafta için siparişler alınır.  Genelde  satıcıların sermayeleri fazla olmadığı  için  bu  arzu edilen bir durumdur.  Yörede  her  Cuma  bir  şenlik  havasında  geçmektedir.  Yöre  halkı  hem ekonomik ihtiyaçlarını hem de sosyal ihtiyaçlarını burada giderir. Amaç sadece alış-veriş  olmadığından  genellikle  bütün  aile  fertleri  pazara  beraber  gelirler. Dolayısıyla  Pazar  sosyal  ilişkilerin yaşandığı  bir  karşılaşma-toplanma  alanı vazifesi de görür. Bu  sebeple  Pazar  erken  saatlerde  kurulup,  alış-veriş  de  erken  saatlerde bitirilir. Günün kalan kısmı akrabalarla, arkadaşlarla sohbete ayrılır. Ayrıca hem aile fertleri hem de arkadaşlarla birlikte Cuma günleri öğle yemekleri genellikle pazarda  yenir.  Pazarın  tek  hizmet  üreticisi  olan  kebapçılar alınan  siparişlere göre halka hazır yemek yeme imkanı sunmaktadırlar. Diğer satıcılardan ayrı bir mekanda bulunan kurdukları küçük çadırlar içinde müşteriye hizmet sunarlar. Yine Pazarın Cuma günü kurulması sebebiyle, her köyde camii olmasına rağmen, Cuma namazları Yayla.da bulunan Pazar camiine gelirler. Ayrıca son yıllarda aynı mekanda ve Ağustos ayında .Demircili Kasabası Yavuz  Sultan  Selim  Han  Selemen  Şenlikleri.  adında  bir  şenlik düzenlenmektedir.  Şenliğe  adını  veren  kasabalıların  %90.ı  dış  ülkelere  göç etmiş  durumdadır.  Zaten  bütün  bölgede  sosyal  hareketlilik  oldukça  fazladır. Bölge nüfusu kırdan kente göç sebebiyle de kış aylarında çok büyük bir düşüş kaydetmektedir.  Bu  sebeple  bu  pazar  yaz  aylarında  daha  bir  hareketlilik kazanmaktadır. Şenliğin  Ağustosta  yapılmasının  sebebi  ise  gurbetçilerin  daha çok  bu  ayda  tatile  çıkabilmeleridir.  Gerek  yurt  dışında  gerekse  yurt  içinde çalışanlar, yaz aylarında hem aile büyükleri ziyaret etmeye hem de kışlık bazı erzaklarını  temin  etmeye  köylerine  gelirler.  Son  zamanlarda  göç  edenlerin  köylerinde  kendi  evlerini  inşa  ettikleri  söylenmektedir.  Böylece  köy  evleri  bir yazlık niteliğine kavuşmuştur. Bu kişiler çalıştıkları şehir ve ülkelerdeki arkadaş çevrelerini  de  buraya  davet  etmektedirler.  Bu  durum  kanaatimize  göre  hem konumuz  açısından  pazarın  daha  geniş kitlelerle tanışmasını  hem  de  köy turizminin  gelişimini  sağlamaktadır.  Özellikle  yurt  dışında  çalışanlar  hem zihniyet değişiminde etkili olmakta hem de talepleriyle ekonomik olarak pazara bir canlılık kazandırmaktadırlar.  Düzenlenen şenlik de yukarıda belirttiğimiz her iki amacı gerçekleştirmeyi teşvik  eder  niteliktedir.  Şenlik  sabahın  erken  saatlerinde  yine  alış-verişle başlamaktadır. Gün boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilir. Yörenin yetiştirdiği sanatçılar  halkın  isteklerine de yer vererek   konserler verirler. Bizim bulunduğumuz  şenlik  sırasında,  dağ temasının  işlendiği  türkülerin  yoğun  istek alması  dikkatimizi  çekti. Kanaatimizce dağın hem  zorlu bir  coğrafi alan olması hem  de  kavuşamama,  özlem  gibi  temaları  yansıtması  bunda  rol  oynamış olabilir. Bu tür şenlikler hem yöre halkının eğlence ihtiyacını karşılamakta hem de yörenin kültürel zenginliklerinin ortaya çıkması için fırsat yaratılmaktadır. Görüldüğü gibi bu tür pazarlar kır bölgelerinde oldukça önem taşımaktadır. Bu sebeple şimdi bu tür pazarların ekonomik yönü, sosyal ilişkiler ağında aldığı yer ve kültürel olarak önemine değinmeye çalışalım.

 

 

YEREL PAZARLARIN DOGURDUGU EKONOMIK VE SOSYAL SONUÇLARI

 

Çalışmamızın  başında  da  belirttiğimiz  gibi  bu  tür  pazarlar  ekonomi  ile tarihin birleştiği alanlardır. Yerel pazarlar ekonomide market, pazar kavramının ilk oluşturulduğu  yer  olarak  nitelendirilebilir. Bunlar    pek  çok  yerde  kır pazarı, köylü pazarı veya köy pazarı gibi değişik adlar altında toplanabilmektedir. Bu pazarların uzantısı olarak, Türkiye.nin bir çok ilinde gerçekleştirilen festivaller de yıllık  pazar  anlayışının  bir  başka  boyutunu  yansıtmaktadır.  Ülkemizin  bir  çok bölgesinde Urfa Sipahi Pazarı gibi geleneksel ekonomik sistemin hakim olduğu pazarlara  rastlanmaktadır.  Geleneksel haftalık veya yıllık pazarlar  da, özellikle son  yıllarda  yoğunlaşan  festivaller  de  yöre  ekonomilerine  katkıda  bulunmaya yönelik,    kalkınmada  rol  oynayan  ekonomik  kurumlardır.  Bugün  piyasaların daha  çok  günlük  oluşmasına  karşın,  geleneksel  piyasa  biçimi  örneğine  konu olan çalışmamızda, Selemen Kır Pazarı haftalık pazarlardandır.  Haftalık veya yıllık pazarlar ile fuarların temel fonksiyonu, alıcı ve satıcıyı bir  araya  getirerek,  piyasada  şeffaflığı artırmak,  mala  uygun  fiyat  oluşumunu mümkün  kılmaktadır.  Haftalık  veya  yıllık  pazarlar  orta  çağda  da  vardır ve şehirsel  gelişme  ile  birlikte  ortaya  çıkmışlardır2.  Türk.lerde  Pazar  kurma geleneğinin  çok  eskilere  dayandığı  görülmektedir.  Ünlü  tarihçi  Prof.Dr.Faruk Sümer  Kayseri ilinin Pazarören kasabasında Yabanlu Pazarı.nın 700 yıl önce kurulduğunu belirtmektedir. Her yıl baharın başında kırk gün süren ve her türlü malın  alınıp  satıldığı  bu  Pazar,  devrin  en  önemli  ticaret  merkezlerinden  biri haline gelmiştir3. Yıllık pazarlar günümüzdeki fuarların öncüleridir. Ancak yerel pazarları, sadece alıcı ve satıcıların karşılaştığı, fiyatların belirlendiği ekonomik bir  kurum  olarak  görmek  mümkün  değildir.  Aksine  yerel  pazarlar,  yörenin kültüründe  ve  sosyal  ilişkilerinde  etkili  olan  bir  kurumdur.  Bu  açıdan  yerel pazarları  incelerken  ekonomik,  sosyal  ve  kültürel    boyutlarını ele almak gerekmektedir.

                                                        

2 Hüsnü Erkan, Sosyal Piyasa Ekonomisi, İzmir 1987, s.98.

3 Faruk Sümer, Yabanlu Pazarı, İstanbul 1985.

 

Yerel Pazarların Ekonomik Yönü 

 

Evde üretilen malların pazarda satışa çıkarılması ile oluşan yerel pazarlar en  basit  haliyle  toplumun  temel  tüketim  ihtiyaçlarının  karşılandığı  alanlardır. Daha  önce  de  belirttiğimiz  gibi  daha  çok  gıda ihtiyaçları  bu  pazarlarda  hakim mallar  olarak  görülür.  Bu  haliyle  mallar  sadece  ihtiyaç  saiki  ile  alınırlar. Bu köylerde  genellikle üretim ve tüketim içiçedir. Pazarların ortaya çıkış  şekilleri çok çeşitlidir.  Herhangi  bir  mala  olan talebin  ortaya  çıkmasıyla  o  malın  piyasası oluşmaktadır.  Bu  küçük  pazarlarda da alıcı  ve  satıcının uyduğu alış-veriş kuralları mevcuttur. Bu  pazarlar ihtiyaca uygun  olarak  yönlendirilir,  genişler  veya  daralır. Genel kabul görmüş  davranış biçimleri  geçerlidir.  Özellikle  pazarlardan  daha  fazla  nüfusun  yararlanması pazarların hem mal çeşitliliği yönünden hem de hem de mal miktarı yönünden genişlemesine  sebep  olabilmektedir.  Ayrıca dışarıya  verilen  göç  bir  yandan aşağıda  değineceğimiz  gibi  bölge  insanının  zihniyetine  etki  ederken  diğer yandan  pazarlarda  satılan  yerel  malların  çeşitlenmesine,  talebin  artmasına sebep olmaktadır. Bu  pazarlarda  ekonominin  temel  bazı  kuralları  işler:  satıcılar  karlarını maksimize  etmeye  çalışırken,  tüketiciler  faydalarını  maksimize  etmeye çalışırlar.  Fiyatlar  arz  ve  taleple  ilişkilidir. Ayrıca  tıpkı diğer  pazarlarda  olduğu gibi sermaye, çalışkanlık, hüner yanında şans önemli rol oynar. Aslında  civar  yerleşim  birimlerinin  ihtiyaçlarını  karşılamak  üzere  kurulan yerel  pazarların  varlığı  ve  bunların  kuvvetlenmesi  bölge  halkının  ekonomik refahlarında bir artış sağlayabilir. Yerel üretimin gelişmesi yöre halkının başarı sağlaması söz konusu olabilir.  Yerelin  desteklenmesi  aynı  zamanda  sürdürülebilir  kalkınmanın sağlanması  için  gereklidir.  Yerel  pazarlar  sanayileşmeyle  ortaya  çıkan  kitle üretimine  çeşitlilik kazandırabilir.  Bir  ülkedeki  bireylerin  kendi  yörelerinde ürettikleri  ile  hem  ülke  ekonomisine  hem  de  yöre  ekonomisine  katkıda bulunması  bu  manada  büyük  önem  taşımaktadır.  Çünkü  bu  tür  pazarlarda özellikle  yöreye  ait  bir  veya  birkaç  ürünün  geliştirilmesi,  yörenin  ekonomik kalkınmasına büyük katkıda bulunabilir.  Ayrıca  kır  kesiminde  kadının  daha  üretken  olduğu  bilinen  bir  gerçektir. Yerel  pazarlarda  da  ev  üretimi  yapılan  gıda  maddeleri  yanında  yöreye has ürünlerin  (halı,  kilim  veya  el  işi  gibi)  üretilmesi  yine  kadınların  daha  ağırlıkla üstlenebildiği  işlerdir. Bu açıdan  bakıldığında  kadınların  geleneksel  ürünlerin geliştirilmesi  ve  sürdürülmesi  açısından  daha  başarılı olduğu  ve  kır  hayatında kadının ekonomik hayata katılımının daha etkin hale geldiği söylenebilir.Türkiye.de  kırda  üretilen  bazı  ürünlerin  turistik  sınıfına girdiği görülmektedir. Bunun en bilinen örneğinin şile bezleri oluşturmaktadır. Bizim ele aldığımız  yörede  ise  çoğunluğun  sadece  çay  olarak  mutfaklarında bulundurduğu kuşburnu bitkisinin değişik bir kullanımına rastlanmaktadır. Zorlu bir uğraştan sonra marmelat haline getirilen kuşburnu, bu bölgede yetiştirilmesi için  fazla  bir  emek  sarfedilmediği  halde  bol  miktarda  bulunmaktadır.  Ev endüstrisi  içinde  geleneksel  olarak  üretilen  kuşburnu  marmelatı mevsiminde Selemen  Kır  Pazarı.nda  da  satılmaktadır.  Bu  haliyle  yöre  halkının  ihtiyacını karşılaması  ve  bölgeye  küçük  bir  yan  gelir  sağlaması  ötesinde  fazla  önemi olmayan  bu  marmelatın  tanıtılması  ve  doğal  haliyle  piyasaya  yönelik  üretimin yapılması yöre kalkınması açısından yararlı olur kanaatindeyiz.

 

Sosyal İlişkiler Agının Gelişmesi

 

Bütün ekonomik ilişkiler aynı zamanda birer sosyal ilişki olduğuna göre, bu tür pazarlarda da malların üretim ve tüketimleri etrafında oluşan farklı bir sosyal ilişkiler ağı  söz  konusudur.  Özellikle  günümüzde  sanayileşmenin  ardından oluşan büyük pazarlar, insan ilişkilerini zayıflatırken bu tip pazarlar Selemen Kır Pazarı örneğinde de değindiğimiz gibi sosyal ilişkilerin yoğunlaştığı yerler olarak göze  çarpmaktadır.  İnsanlar  alış-veriş  sırasında  satıcı-üretici  olan  yöre halkından  olduğu  için,  onlarla  doğrudan  konuşabilme  ve  pazarın  devamlı şekillenmesi  açısından  yeni  ürünleri  talep  edebilme  imkanına  sahip olabilmektedirler. Köyler  bilindiği  gibi  cemaatçi  toplum  özelliği  göstermektedir.  Bu  tür toplumlar  benzerliklerin  hakim  olduğu  (homojen),  herkesin  birbirini  tanıdığı  ve akrabalığın  son  derece  önemli  olduğu toplumlardır.  Bireylerin  sosyal  ilişkilerini genişletebileceği alanlar sınırlıdır. Bu  bakımdan  kır  kesiminde  pazarlar  aynı  zamanda sosyalleşme  yeridir. Aslında  bu  pazarlar  özellikle  bireylerin  birincil  ilişkilerin yoğun  yaşandığı alanlardan  çıkıp  ikincil  ilişkilerin  yaşanabileceği alanlardır.  Bireyler  günlük hayatın  monoton  işlerinden  sıyrılıp  çevre  halkıyla karşılaşma, mevcut  olan kamusal  alanla  tanışma  imkanına  elde  eder.  Bu  durum  arkadaşlıktan evlenmeye kadar bireylerin tüm sosyal ilişkilerinde etkili olur. Sosyal ilişkiler ağının gelişiminde göç, dış ülkelerde veya büyük kentlerde istihdam gibi faktörlerin etkili olabilmektedir. Büyük şehirlerde çalışan bireylerin köyün  sosyal  yapısında  bir  hareketlilik  sağlamakta  ve  sosyal  ilişkileri çeşitlendirmektedir.  Böylece dışa kapalı  olan köydeki  bireylerin bu kapalılıktan ve  durağanlıktan  kurtulabilmesi    için  bir  yol  açılabilir.  Bu  da  yerel  pazarların geliştirilmesinde ve daha dinamik olmasında etkili olabilmektedir. Bu tür alanlarda karşılaşılabilecek bir başka sosyal ilişki biçimi de yöreye gelen  turistlerle-satıcılar-yöre halkı  arasındaki  yakınlaşmadır.  Bu  yakınlaşma aynı  zamanda  yöre  turizmini  ekonomik  olarak  kalkındırırken,  bu  pazarlarda yöreye ait malları talep etmeleriyle pazarın şekillenmesinde  ve genişlemesinde rol oynamaktadırlar. 

 

Kültürün Tüketimi

 

Ekonomi  toplumların sahip olduğu  sosyal normlarla,  örf  ve  adetlere  göre şekillenir.  Nitekim  bu  tip  küçük  pazarlar  da  güçlü  bir  kültürün  hakimiyetine  ve varlığına  rastlamak  mümkündür.  Ancak  burada    kültürün  hem maddi  hem  de manevi yönünün dikkate alınması gerekir. Cemaatçi  toplumlar  dışa  kapalı  bir  özellik  gösterdiğinden  geleneklerini yaşatma    ve  sürdürme  arzusu  kuvvetlidir.  İşte  bu  bakımdan  bölgede  sürekli yaşayan  bireyler  bölgenin  örf  ve  adetlerini  koruyarak  kültürünün  devam etmesine yardımcı olmaktadır. Çeşitli sebeplerle bölge dışında yaşayan bireyler ise  her  yıl  düzenli  olarak  doğup  büyüdükleri  bölgeye  gelerek  bir  canlılık getirmektedirler. Asıl burada önemli olan her iki tarafın zihniyetinin çatışmadan bir  arada bulunmasıdır.  Bu  ise kültürün gelişmesine  ve  tüketilmesine yardımcı olmaktadır.  İşte  maddi  anlamda  kültürün  üretilmesi  ve  tüketilmesi,  bu  çeşit  kültürel anlam  taşıyan  faaliyetlerin  devamı ile sağlanabilir. Çünkü pazarlar kültür ve ekonominin  içiçe  geçtiği  alanlardır.  Sadece  ürünlerle  ilgili  kültürel  değerlerin değil aynı  zamanda  bu  pazarlar  sırasında  uygulanan  ritüeller  haline  gelmiş sözgelimi;  satıcı ile alıcı arasında  pazarlık  etme  alışkanlığı,  satıcılar arasında dahi  dayanışması  ve  samimiyet  gibi  davranış  biçimlerinin  devamını  da  sağlar. Ayrıca bazı yörelerde pazarın eğlence yönünü yansıtan güreş, cirit, deve güreşi gibi geleneksel bazı yarış ve oyunları da gözlemek mümkündür Bir yandan Avrupa.ya entegre olma süreci içinde büyük marketler zincirleri kurulurken  diğer  yandan  kültürel  özellikler  taşıyan  böyle  pazarlar  önem kazanmak zorundadır. Az gelişmiş yöreler için bir çıkış kapısı olan kültür turizmi, yerli  ve  özellikle  yabancı  turistler  için  de  farklı  bir  kültürün  hissedilmesi  ve yaşanması bakımından bir ortam oluşturacaktır.  O  halde  bölgenin  kalkınmasını  gerçekleştirilebilmesi  için tarihi, kültürel, sosyal  ve  turistik  her  türlü  imkan  değerlendirilmelidir.  Bu  bölge  insanlarının düşünce  yapısı  değiştikçe  az  gelişmiş  yörelerin  kalkınması  daha  da hızlanacaktır.  Eğer  bir gün büyük  kentlerden  tersine  bir  göç  yaşanırsa,  bunun  etkisi  insan  faktörü  sayesinde  bu  tür  pazarların  bölge  kalkınmasındaki  rolü olumlu olacaktır.

 

_______________________________________________________________________

 

KAYNAKÇA

 

ERKAN, Hüsnü, Sosyal Piyasa Ekonomisi, Alper Matbaası, İzmir 1987.

 

GEERTZ,  Clifford  .The  Bazaar  Economy:  Information  and  Search  in  Peasant Marketing., The Sociology of Economic Life, (ed.) Mark Granovetter and  Richard Swedberg, Westview Press, San Francisco, 1992. 

 

SÜMER Faruk,   Yabanlu Pazarı,  Türk  Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını:14 İstanbul 1985.